Saturday, April 30, 2011

Deutsch Perfekt ve Almanca

Üniversite'de, lise yıllarından aşina olduğum Almanca dilini ikinci yabancı dil olarak seçtim. Az çok Almanca ile uğraşmış olanlar bilirler ki Almanca öyle pek kolay bir dil değildir. Türkçe'de var olmayan ve Hint-Avrupa dil ailesindeki bazı dillerde mevcut olan tanımlık adında bir sınıf mevcuttur. Almanca'ya yeni başlayanları bezdirmek ve hatta bu dili öğrenmeyi bırakmak için en iyi sebeplerden birisidir bu konu. Ancak bugün benim değineceğim konu bu değil. Geçen gün üniversitede, Almanca derslerini veren öğretim görevlilerinin, B1 sınavı için öğrencilere bilgi vermek amacıyla stand kurduğunu gördüm ve akabinde zamanında kendisinden Almanca dersini aldığım ve çok sevdiğim bir öğretim görevlisi ile muhabbet etmeye başladık. Bana sınav hakkında bilgi verdi. Ben ise kelime dağarcığımdan şikayette bulunup bunu yeterince geliştiremediğimden yakındım. Daha sonra konuştuğum öğretim görevlisi bana bolca Almanca kitap, dergi ve gazete okumamı önerdi. Ben ise uluslarası alanda Almanca yayın yapan  Der Spiegel dergisini takip ettiğimi ancak kullanılan dilin ağır geldiği için bir süre sonra okuma isteğimi yokettiğinden bahsettim. Ardında konuştuğum öğretim görevlisi bana Deutsch Perfekt isimli başka bir yayından bahsetti ve üniversitenin kütüphanesinde bulunan bu dergiyi takip etmemi tembihledi. Teşekkür edip yanından ayrıldım. Birkaç gün sonra kütüphanede gezinirken bir an aklıma dergiyi alıp okumak geldi ve raftan dergiyi alıp okumaya başladım. Dergide bilimden, sanata, kültüre, spora, ekonomiye, politakaya ve daha birçok konuya değinilmiş ve çok duru bir Almanca ile bilgi okuyucuya aktarılmıştı hatta okuyucunun anlamakta zorlanacağı kelimelerin altı çizilmiş ve dipnot şeklinde bu kelimelerin tanımı yapılmıştı. Artık benimde zorlanmadan ve sıkılmadan okuyabileceğim Almanca bir dergim var. Ancak şu an bir sorun ile karşı karşıyayım. Bu derginin satışını yapan bir kitabevi bulamamak!

Thursday, April 21, 2011

Blogspot Yasağı

Uzun bir süredir bloguma yazı yazamıyorum, derslerin çok yoğun bir tempoyla devam etmesinin yanı sıra Blogspot yasağının bunda çok önemli bir payı var. İlk başta DNS değişikliği ile atlattığım bu durum kısa bir süre sonra benim için bir kabusa dönüştü. Şöyle ki işletim sistemi için yaptığım güncelleme sonucu Firefox'un DNS değişikliğine karşı sürekli modemi resetlemesi gibi bir problemle karşılaştım. Üstelik bu sorunun başlarda Firefox'tan kaynaklandığından haberim yoktu. Ta ki Firefox 4'ü yükleyene kadar. Bu işlem sonucunda DNS değişikliği ile bloguma girmeye devam ettim. Kısa bir süre sonra Blogspot yasağının kalkması ile artık DNS değişikliğine de gerek kalmadı. Yaklaşık bir aylık süre zarfı içerisinde başımdan geçenler bunlardı. Şimdi sıra geldi bu yasağa neden olan olaya. Yasak, yayın hakları Digitürk'e ve Lig TV'ye ait olan futbol maçlarını gerekçe göstererek Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesi'ne başvurması sonucu mahkeme kararı ile alındı. Kimi Blogspot servislerinin hiçbir ücret ödemeksizin bu maçları yayınlaması sonucu mahkemeye giden kuruluş Blogspot kullanıcılarının çok büyük bir kısmınıda mağdur etmiştir. Halbuki iş mahkeme boyutuna varmadan iki kurum arasında daha kolay bir şekilde halledilebilirdi. Digitürk yayın haklarını ihlal eden Blogspot servislerinin listesini Google gibi kendi alanında dev bir şirkete bildirse ve gerekenin yapılmasını isteseydi durum çok daha farklı olur yüzbinlerce kişi mağdur durumuna düşmez ve yasak söz konusu olmazdı. Yakın gelecekte buna benzer başka bir yasakla karşılaşmamız temennisi ile tüm Blogspot kullanıcılarına geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.