Thursday, July 5, 2012

Batıya Doğru Akan Nehir

Günlerden 4 Temmuz 2012, Çarşamba günü televizyonda kanalları tek tek geçerken, TRT Haber'de rastladığım "Batıya Doğru Akan Nehir" adlı belgeseli izlemeye başladım. Belgesel bittiğinde hemen internet ortamında aramaya başladım. Akabinde 20 bölümden oluşan, Başbakanlık Türk Tanıtma Fonu’nun destek verdiği, Bahçeşehir Üniversitesi Medeniyet Araştırmaları Merkezi’nin (MEDAM) katkılarıyla hayata geçirilen bir yapım olduğunu öğrendim. Merak eden detayları internette bulabilir. Aklıma yaklaşık 3 ay önce izlemiş olduğum "Islam: Empire of Faith" adında başka bir belgesel daha geldi. İki belgeselinde ortak noktası(Bu arada 2 belgesel derken "Batıya Doğru Akan Nehir" belgeselinin izlemiş olduğum tek bölümündeki anlatıma göre yapıyorum bu yorumu), medeniyetin dünyaya yayılışını farklı bir açıdan bakarak ele almış olmalarıydı. Bu bakış açısının, hepimizin düşündüğü gibi Batı'dan değilde Orta Doğu'dan(İslam Medeniyeti) olması ilgimi çeken en önemli noktaydı. "Batıya Doğru Akan Nehir" belgeselini izlerken kimi ilginç keşiflere ve bunların Batı'ya taşınma hikayelerine tanık olan ben bu yazıyı yazma ihtiyacı duydum. İstedim ki, bugün Batı Medeniyetinin temellerini oluşturan sayısız eserin ve buluşun, aslında günümüzde kan gölüne dönmüş Orta Doğu'dan çıktığını okuyucuya bir nebze olsun ulaştırabileyim. Belgeselde, Avrupa'nın karanlık çağı yaşandığı dönemde Doğu'nun bilim dünyasında zirveye oynadığı sürekli olarak vurgulanmış. Belgeseli izlerken, döneminin çok ilerisinde ve türlü fonksiyonelliğe sahip "Usturlab" en çok dikkatimi çeken cihazdı. Usturlab, astronomi ölçümlerinin yanı sıra, Güneş, Ay, gezegen ve yıldızın konumlarını belirlemek, yerel saatin ve İslam dininde namaz vakitlerinin belirlenmesi için kullanıyormuş. Aşağıda Usturlab resimleri görmektesiniz.


Eski biçimiyle usturlap, bir halka ile asılı tutulabilen ahşap bir diskten oluşuyordu. Diskin kenarlarına dairenin açı dereceleri işaretlenmişti; boyunca bakıldığında güneşin ya da bir başka yıldızın görülebildiği oynar bir ibre diskin ortasına bağlı idi. Daha sonraları, bir tarafında yıldızlar haritası, öte tarafında ise zodyak dairesi bulunan metal bir plakadan yapılmaya başlanmıştır. Böylelikle günün hangi saati olduğunu belirlemek mümkün olabilmiştir; güneşin yüksekliğini ölçtükten sonra konumu zodyak dairesine not edilmekte, bu noktadan saatler dairesine çizilen bir çizgi ile de zaman saptanmaktaydı.[1]




Belgeselde, İslam biliminin Avrupa’ya yayılması ve bu işin öncü isimlerinden olan İngiliz filozof Bath’lı Adelard'dan da bahsediyor. Bu yüzyıllarda, çok önceleri Arapça'ya çevrilmiş olan Antik Yunan'dan çeşitli eserler, bu sefer bu öncü isimler eşliğinde Arapça’dan Latince'ye çevriliyor. Bu yapıtlar da Rönesans’ın temelini oluşturuyordu. Aşağıda Bath’lı Adelard'ın resmi ve çevirilerinden bir nüsha görmektesiniz.


Bu dönemin önemli isimlerinden bir diğeri ise, "İbn-i Rüşd". İbn-i Rüşd, Kurtuba'da(Endülüs Emevi Devleti'nin başkenti) doğdu. Ve hayatının büyük bir kısmını Antik Yunan'dan kalma Latince eserleri Arapça'ya çevirmekle geçirdi. İbn-i Rüşd en çok Aristo'nun eserlerinden yaptığı, bugün Batı'da pek çoğu unutulmuş, tercüme ve şerhleriyle ünlüdür. Belgeselde, 1150'den önce Avrupa'da Aristo'nun eserlerinin birkaç tercümesinden başkasının bulunmadığı ve bunların da din adamlarınca rağbet görüp, incelenmediğinden ve Batı'da Aristo'nun mirasının yeniden keşfedilmesinin, İbn-i Rüşd'ün eserlerinin 12. yüzyıl başlarında Latince'ye tercümesiyle başladığından söz etmekte. İbn-i Rüşd ile ilgili ufak bir not daha vereyim. Batı Medeniyeti, İbn-i Rüşd'ü, "Averroes" ismi ile tanıyor. Bu Arap düşünüre öyle büyük bir saygı duyuyor ki, 1509-1510 arasında Sanzio Raffaello tarafından yapılan The School of Athens adlı muhteşem freskte eski Yunan'ın en ünlü düşünürleri ile birlikte tasvir edilmektedir.


Aşağıdaki resimde, İbn-i Rüşd'ü(Averroes), İyonyalı filozof ve ünlü matematikçi Pisagor'un arkasında görüyorsunuz. Bu küçük ayrıntı ise Batı Medeniyeti'nden, İbn-i Rüşd'e ufak bir jest niteliğinde. Bugünkü yazımız burada sona eriyor. Blogumda fırsat buldukça, programlama dışında ilginç olduğunu düşündüğüm konuları da paylaşmayı planlıyorum. En kısa zamanda görüşmek üzere.


REFERANSLAR

[1] - TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi

No comments:

Post a Comment