Sunday, September 8, 2013

2020 Yaz Olimpiyatları ve İstanbul'un Adaylığı

Bu yıl Arjantin’in başkenti Buenos Aires’te yapılan törende Uluslararası Olimpiyat Komitesi Başkanı Jacques Rogge, 2020 Yaz Olimpiyatları'nın Tokyo'da yapılacağını açıkladı. Üç aday ülkenin yarıştığı törende Madrid ilk turda elenirken, İstanbul ve Tokyo arasında yapılan ikinci turda, Tokyo ev sahipliğine layık görüldü.

İlk tur oylamasında Tokyo, 94 oyun 42'sini alarak finale kaldı. Madrid ile İstanbul 26'şar oy almış ve bu iki şehir arasında yeni bir oylama daha yapılmıştı. Finale kalacak son aday şehrin belirleneceği iki aday arasındaki oylamada ise İstanbul 49, Madrid 45 oy aldı. Tokyo ve İstanbul arasındaki final oylamasında ise Tokyo bariz bir üstünlük ile 96 oyun 60'ını alarak 2020 Yaz Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları'na ev sahipliği yapma hakkı kazandı. İstanbul ise 36 oyda kaldı.

Cumartesi günü yapılan törenin tamamını baştan sona izledim. Şayet sadece sunumları dikkate alarak bir seçim yapılsa, Tokyo'nun ilk elenen ülke olması işten bile değildi. Diğer iki şehre göre çok zayıf bir sunum sergilediler. Hatta bir ara finale Madrid ve İstanbul ikilisinin kalıp, Madrid'in ipi göğüsleyeceğini bile düşündüm.

Bu yazıda neden, nasıl kaybettik gibi şeylere değinmeyeceğim. Zira bu konunun uzmanlarından değilim. Zaten medyada bu konu ile ilgili bir sürü şey yazılıp çizildi. Benim değinmek istediğim şey biraz daha farklı. Öncelikle İstanbul'un 2020 Yaz Olimpiyatları'na ev sahipliği yapmasını istemiyordum. Bunun birden çok sebebi var.

Önce olimpiyat şehri İstanbul saplantısından başlayalım. İstanbul, bütün dünyada zaten bilinirliği olan bir merkez. Tarihi, kültürel varlıkları ve jeopolitiği ile. Bunun üstüne sırf bilinirliği artsın diye İstanbul'u 2020 adayı göstermek çok doğru bir yaklaşım değil. Olimpiyat yatırımları, azgelişmiş bir kente mesela Van’a, mesela Sivas ve çevresine, Samsun-Ordu’ya yapılsaydı başımız ağrımazdı. Geri dönüşü harcamanın çok altında kalan olimpiyat yatırımlarından hiç olmasa bir süre için o azgelişmiş bölgeye bir yararı olacağını düşünerek teselli bulurduk. Ama öyle değil. Yatırımlar zaten Türkiye’nin her tür nimetinin en az yüzde 35-40’ını tek başına alan İstanbul’a yapılacak. Bu, İstanbul’a daha da büyük bir yük bindirirken Anadolu kentlerini kurutmanın yeni bir vesilesi olacak; bölgesel uçurumu daha da derinleştirecek.


Bunun dışında, yukarıda da belirttiğim gibi olimpiyatlar için yapılan bir çok tesisin olimpiyatlar bittikten sonra çürümeye terkedildiğini bugüne kadar olimpiyat yapılmış bir çok şehirde rahatlıkla görebiliyoruz. Olimpiyatlara ev sahipliği yapmanın öncesinde olimpiyatlardan sonra da bu tesislerin kullanılmasını sağlayacak sporu ve sporcuyu destekleyecek bir algıyı toplum zihnine yerleştirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Yoksa yapılan yatırımların çoğu ölü yatırım olmanın ötesine gitmeyecek. Gençleri daha fazla ve farklı spor dallarına yönlendirmekten bahsediyorum. Bunu başardığımız vakit bir çok farklı dalda yarışan sporcu ve buna paralel olarak bu sporcuların çalıştığı ve rahatça antreman yapabildiği tesisler inşaa etmeye başlayacağız. Tesis inşaa etmek için olimpiyat oyunlarına ev sahipliği yapmayı beklemeyeceğiz. Olimpiyatlar için yapılan tesislerinde, olimpiyatlar sonrasında kullanılması ve ölü yatırım olmaktan çıkıp kamunun faydasına işlerlik kazandığının garantisini verebileceğiz.

Şayet 2020 Yaz Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları'na ev sahipliği yapmış olsaydık. Devlet yaklaşık olarak 20 milyar dolarlık kamu yatırımı harcaması yapmış olacaktı. Yukarıdaki argümandan yola çıkacak olursak sadece olimpiyatlar için kullanılacak olan ve olimpiyatlardan sonra kaderine terk edilecek tesisler için çok yüksek bir meblağ. Devletin 20 milyar dolarlık kamu yatırımı harcaması demek olan olimpiyat yatırımcılığı, kül olmuş milyarlar demek aslında. Halen Türkiye’nin başlamış ve süren kamu yatırım stoku 190 milyar dolar ve bunun ancak 86 milyar dolarlık kısmı tamamlanmış. Yani yüzde 45’e yakını. Eldeki kamu yatırımlarını bitirmek için önümüzdeki 4-5 yılda Türkiye’nin 104 milyar dolara ihtiyacı var. Dörtte üçü merkezi bütçeden olmak üzere Türkiye her yıl ancak 15 milyar dolarlık kamu yatırımı için kaynak ayırabiliyor. Dolayısıyla, bırakın yeni büyük yatırımları, eldekini tamamlamak için en az 6-7 yıl ortalama 15 milyar doları bulması gerekiyor. Olimpiyatlara soyunmak demek, kamuya 20 milyar dolar için ortalığa düşmek ve faizine razı olmak demek. Faiz kimden çıkacak? Tabi ki halktan.

Yukarıda saymış olduğum sebepler yüzünden 2020 Yaz Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları'nın İstanbul'da yapılmasını istemiyordum. Ancak beni en çok şaşırtan olay ise sosyal medyadaki insanların (ki bunların bazıları benim yakın arkadaşlarım, bazıları tanıdık ünlü isimler) İstanbul'un adaylığına sadece seçimlerde AKP'ye yarayacak endişesi ile karşı olmaları durumuydu. Bu zihniyetin temsilcileri bana Necip Fazıl'ın bir sözünü hatırlattı. "Bugün bizdeki muhalefet, iktidarı düşürme şartıyla vatanı düşürmeye bile razıdır..." der üstad. Bir diğer eleştiri doping yapan sporcuların bulunması durumuymuş. Bu konuda eleştiri yapan arkadaşların birde İspanya'nın doping ile olan imtihanını araştırmasını tavsiye ederim bu konuda "Google" kendilerine fazlasıyla yardımcı olacaktır. Bazıları ise madalya sayımızdan dem vurmuşlar, zaten ne kazanıyormuşuz da olimpiyaları neden alacakmışız. Eğer olimpiyatları biz alsak, altınları başkaları toplayacakmış. Böylesi sığ eleştiriler için buradaki linke bakmalarını tavsiye ediyorum. Verdiğim linkte tüm olimpiyatlar için madalya sıralaması bulunmaktadır. Türkiye 87 madalya ile pek iyi bir performans çizememektedir. 2004 Yaz Olimpiyat'larına ev sahipliği yapmış Yunanistan 110, 2016 Yaz Olimpiyat'larına ev sahipliği yapacak olan Brezilya ise 108 madalya ile sayıca Türkiye'nin önünde bulunmaktadır. Ancak sıralama en çok madalya alan ülke değil, en çok altın madalya, altın madalya eşitliği durumunda en çok gümüş madalya, gümüş madalya eşitliğinde ise en çok bronz madalya alımına bakıldığı zaman Türkiye bu iki ülkenin önüne geçmektedir. (Bu sıralama yöntemi Olimpiyat komitesi tarafından bizzat kullanılmaktadır, benim uydurmam değildir) Yani altın madalya alamadığımız argümanına sığınarak olimpiyatları Türkiye'ye layık görmeyen insanların Yunanistan ve Brezilya için herhangi bir eleştiri yapmaması çok insafsızca.

Sonuçların ardından "Tweeter"da insanların konuyla ilgili yorumlarını takip ettim. Mesela Mehmet Baransu'nun atmış olduğu tweetlerde gayet yerinde tespitler vardı.


Mehmet Baransu'nun yukarıdaki tweetler dışında bir takım başka iddiaları da bulunuyor. Diğer tweetleri için kendi profiline bakabilirsiniz. Benim yukarıdaki tweetlerden çıkardığım sonuç, ülkemizde spora olan ilgi ve alakanın henüz olimpiyatlara ev sahipliği yapacak düzeyde olmadığıdır. Anlaşılan daha önce yapılan birçok uluslararası organizasyonda seyirci, sponsor, federasyon vb. sorunlar yaşayan Türkiye, adaylık başvurusunda komitenin kafasında çok soru işareti bırakmış. Ve komite 2020 Yaz Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları gibi diğer organizasyonlara nazaran daha büyük plan ve program gerektiren bu işi Türkiye'ye vermeye çekinmiş. Bunun için öncelikle sporu Türkiye genelinde herkesin zihninde hakim kılmak ve insanların algılarında bir takım radikal değişikliklere gitmesini sağlayacak sosyal programlar geliştirmek gerek. Bununla ilgili yazılacak daha çok şey(Gezi Parkı'nın adaylığa etkisi, olası bir Suriye Savaşı vb.) var. Ama şimdilik burada noktalamak istiyorum. Yazımı bitirmeden önce Tokyo'yu tebrik ediyorum. Güzel bir organizasyon yapacaklarına eminim.

No comments:

Post a Comment