Showing posts with label Kişisel. Show all posts
Showing posts with label Kişisel. Show all posts

Friday, November 21, 2014

How Google ranks Web pages?

Google’s search algorithm combined precomputed PageRank scores with text matching scores to obtain an overall ranking score for each webpage. The PageRank algorithm assigns a PageRank score to each webpages. The algorithm models the behavior of an idealized random Web surfer [1, 2]. This Internet user randomly chooses a webpage to view from the listing of available webpages. Then, the surfer randomly selects a link from that webpage to another webpage.

The model the activity of the random Web surfer, the PageRank algorithm represents the link structure of the Web as a directed graph.


The process for determining PageRank begins by expressing the directed Web graph as the nxn hyperlink matrix, H, where n is the number of webpages.


Wednesday, October 29, 2014

Yaban - Yakup Kadri Karaosmanoğlu [Bam Teli]

Uzun bir süredir aklımda olan fakat hayata geçiremediğim bir başka eylemi bu yazı ile gerçekleştiriyorum. Yeni dizinin adı "Bam Teli". Okuduğunuz kitaplarda kimi bölümler vardır hani, onları okuduğunuz vakit o kitaptan daha fazlasını alamayacağınızı bildiğiniz noktalar. Hem büyük bir sevinç hem de büyük bir hüzündür okuyucu için. Büyük bir sevinçtir çünkü merakla okumaya başladığınız o kitaptan istediğinizi almışsınızdır, büyük bir hüzündür çünkü kitabın geri kalanını okuyacak iştahınızı söndürebilir. İşte bu noktalar o eserin bam telidir. Bu ilk yazıda Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun yazdığı Türk edebiyatında aydın-halk arasındaki uçurumu açık ve kaygıdan uzak şekilde ele alan nadir romanlardan biridir. Bu romanın bam teli olduğunu düşündüğüm noktaları aşağıdaki pasajlar:

Thursday, August 28, 2014

Disket Sürücüsü ile Müzik Çalmak

Herkese merhaba, ilk defa üniversite son sınıftayken youtube üzerinde gördüğüm floopy diskler(disket sürücü) ile müzik çalma işlemini uzun zamandır yapmak istiyordum. Bugün bahsedeceğim konu bu. Hatta yaklaşık 3 ay gibi bir süre Hermes İletişim'de part-time çalıştığım vakit, bu konuyu anlattığım ve aramızda ilk önce kim yapacak diye ufak bir iddiaya tutuştuğum Aşkın Yollu'ya armağan ediyorum bu yazıyı. Öncelikle ihtiyacımız olan malzemelerin listesini vereyim.

1 - Arduino UNO

2 - Kullanılmayan Bir Disket Sürücüsü (Yazıda 3.25 inchlik 34-pine sahip sürücü kullanıyorum, birden fazla kullanabilirsiniz)

3 - Kullanılmayan Bir ATX Güç Kaynağı (Şart değil, gereken akımı Arduino üzerinden de alabilirsiniz)

4 - CAT5 UTP Kablolar (Sürücü ve Arduino arasındaki bağlantılar için)

5 - Breadboard

Yukarıdaki malzemelerimiz tam ise, sürücümüzü müzik çalar hale getirmeye başlayabiliriz. Öncelikle eğer güç kaynağı kullanacaksanız, güç kaynağımızın aşağıdaki resimde görüldüğü gibi yeşil ve herhangi bir siyah kablosunu kısa devre yaptırıyoruz. Bu sayede güç kaynağımız sabit 5 voltluk bir enerji verecektir. Bu enerji ise disket sürücüsünü çalıştırmak için yeterlidir.

Friday, May 23, 2014

TTNET IEEE Build Up 2014 Etkinliği

Uzun bir süredir iş dolayısı ile katılmak istediğim etkinliklere katılamıyordum. Bunlardan birisi İzmir Ekonomi Üniversitesi tarafından düzenlenen GGJ Ege 2014 idi. Bu etkinliğe katılamasam da sunumların yapıldığı son gün alana gittim ve oyun sunumlarını izledim. Daha önceki GGJ'lerde ekip arkadaşım Alper Yeşil'in dereceye girdiğine de şahit oldum. Hatta şakayla karışık sanırım sorun bizdeymiş bile dedim.

Aradan yaklaşık 2-3 ay geçtikten sonra Alper'den telefon aldım. GGJ kıvamında İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü tarafından düzenlenen TTNET'in sponsorluğunda gerçekleştirilecek olan BuildUp Etkinliğinden bahsedip katılıp katılamayacağımı iki tasarımcı arkadaşının boşta olduğunu söyledi. Kısaca etkinlikten bahsetmek gerekirse, 48 saat içerisinde verilen temaya uygun bir oyun maratonu diyebiliriz. Yani GGJ'den isim dışında pek farkı yok. Alper'in bu teklifi üzerine üniversitede pek çok projede birlikte olduğumuz bazı arkadaşlara durumu anlattım. Tabii ki efsane isim Efe Sezer'den olumlu yanıt dönünce oluru verdik bizde. Ayrıca o gün etkinliğe katılım için son gündü, hemen hızlıca ekip arkadaşları Maya Bora ve Ayışığı Gülsel ile tanışılıp grup adı belirendi. Tek bir çatı altında toplandık mottosu ile grubun ismini "Roof" koyduk ve acele bir şekilde kayıt işlemlerini yaptık. Yaklaşık 3-4 gün sonra bize olumsuz bir yanıt geldi, zira gruptan hiç kimsenin CV'sini veya portfolyosunu göndermemiştik. Akabinde etkinliğin yetkililerinden Onur Temizkan ile iletişime geçip bu etkinliğe ne kadar çok katılmak istediğimizi anlattım. Gerekli belgeleride yolladık. Etkinlik ekibi tarafından yapılan yeni bir görüşme ile katılımımız onaylandı. Biraz sorunlu bir süreç oldu ama değdi doğrusu.

Saturday, February 16, 2013

Nostalji Oyunlar 2 - Super Ghouls'n Ghosts

Herkese merhaba, nostalji oyunlar serisinin 2.si "Super Ghouls'n Ghosts". Benim favorim olmakla birlikte en sevdiğim oyundur. Evet evet yanlış duymadınız! Kendisi listemde ilk sırada yer almaktadır. Pek çok kimsenin listesindeki ilk sıra belli olmamakla birlikte birçok kişi böyle bir sıralama yaparken bile tereddüt eder. Ancak bana göre "Super Ghouls'n Ghosts" kesinlikle listenin en üstlerinde yer almayı hakeden bir oyun. CAPCOM tarafından 1991 yılında "Super Nintendo Entertainment System(SNES)" için piyasaya sürülmüş bir oyun. Bilmeyenler için ufak bir hatırlatma "Ghosts'n Goblins" bir seri ve "Super Ghouls'n Ghosts" bu serinin 3. oyunudur. Serinin oynadığım tek oyunu "Super Ghouls'n Ghosts" ve PSP için 2006 yılında piyasaya sürülmüş "Ultimate Ghosts'n Goblins"dir. Ben bu yazımda "Super Nintendo" için üretilen versiyonu ele alacağım. Serinin diğer oyunlarını görmek için bu linke tıklayabilirsiniz. Lafı çok fazla uzatmadan, aşağıdaki görseller eşliğinde oyunumuzu anlatmaya başlıyorum.


Sunday, February 3, 2013

Nostalji Oyunlar 1 - Road Fighter

Çok uzun zamandır aklımda olan, fakat zaman sıkıntısı sebebiyle hayata geçiremediğim bir başka yazı dizisi de nostalji oyunlar serisidir. Nedir bu "Nostalji Oyunlar Serisi"? Çocukluğumda bolca oynadığım ve hala oynamaktan bıkmadığım oyunlar serisi diyebilirim. Bu yazı dizisinin ilk oyunu "Road Fighter". Yaşıtlarımın hemen hepsinin bildiği bir oyun. İsimden tanıyamayanlar için, aşağıda bir çok görsel bulunmakta. Eminim görselleri görünce bir çok kişi oyunu hatırlayacaktır.


Blogum 2 Yaşında!

Evet başlıktan da anlayacağınız gibi bugün Blogspot'ta yazmaya başlayalı tam 2 yıl oldu. Bundan tam 2 yıl önce bir Perşembe günü yazdığım ilk yazı ile blog serüvenimde başlamış oldu. Tabii Blogspot dışında da denemelerim olmadı değil. Neler üzerine yazacağımdan emin olamadığım bu projeler haliyle çok kısa süreli oldu. Bazıları ise başlamadan bitti. Bu yüzden bu blogda spesifik bir konu üzerine yazmaktan ziyade aklıma o an ne gelirse onunla ilgili bir şeyler yazmaya karar verdim. Hem bu süreç sonunda eğilmem gereken konuları da daha net belirleyebilecektim. 2 yıldan bu zamana aklıma gelen ve yazmak istediğim şeyleri burada sizlerle paylaşmaya çalıştım. Hatta bir çoğunu tembellikten veya vakit bulamamam dolayısı ile yazamadım. Ancak zaman buldukça blogumla ilgileniyorum. Okulda yaptığım projeleri, yeni öğrendiğim ve benim gibi çok kimsenin aradığı şeyleri paylaşıyorum burada. Bir çok bakımdan getirisi olduğunu da söyleyebilirim. İş görüşmelerinde blogun var mı sorularına sıkça maruz kaldım. Bir çok işverenin gözünde bir blogunuzun olması sizi bir sıra üste taşıyor. Ancak sırf bu sebepten dolayı blog yazmak çok anlamsız diye düşünüyorum. Bunun dışında bir kere geçmişte neler yazdığınızı, düşündüğünüzü göstermesi açısından çok faydalı. Bir başka güzel yanı sizin karşılaştığınız problemlerle bir çok kişinin de karşılaştığını görme şansı yakalıyorsunuz. Hatta bir nebze olsun bu kişilere yardım ettiğiniz düşüncesi mükemmel bir duygu. Bu 2 yıl bana başka bir şey daha öğretti. Bu blogun geçici bir proje olduğu kanısındaydım. Aslında gelecekte açmayı planladığım blogun ne üzerine olacağı ile ilgili ciddi bir bilgi verecekti burası bana. Belli bir zaman burada bildiklerimi ve düşündüklerimi paylaşmaktı amacım. Hangi konular üzerine yazmak istediğime karar verip daha profesyonel bir blog ve farklı bir tasarım ile tekrar yazacaktım. Ancak zaman geçtikçe farkettim ki Blogspot'tan ziyadesiyle memnunum ve başlangıçta geçici olarak varsaydığım bu proje, zamanla yapmak istediğim şeye dönüşmüş. Yakın bir gelecekte farklı bir servisle blog hizmeti vermeyi düşünmüyorum. Ancak belki tasarım anlamında sitenin dış görünüşü ile ilgili bazı değişiklikler yapabilirim. Şöyle sarı ile siyah arasında uygun bir tema yakışır gibime geliyor. Neyse lafı çok fazla uzatmadan 2 yıldır blogumu takip eden, ilgi gösteren herkese çok teşekkür edip yazımı burada bitiriyorum.

Tuesday, January 29, 2013

GGJ - Ege 2013 [Yarışma sonrası izlenimler]

Bir yıl önce GGJ - İzmir 2012'ye katılmıştım. Şeyda Çobanoğlu sorumluluğunda gerçekleştirilen ve çok memnun kaldığım bu organizasyonun devam etmesini istiyordum. Beklediğim haber, yaklaşık Kasım ortalarına doğru geldi. GGJ - Ege 2013 adı altında ve yaklaşık bir ay önce buradan duyurduğum organizasyon yine İzmir Ekonomi Üniveristesi'nde fakat bu sefer farklı bir ekip ile gerçekleştirilecekti. Ekibin başındaki kişi Aycan İncegül idi. Geçen yıl ki GGJ'den tanıdığım bu renkli arkadaş ile organizasyonun iyi geçeceğine inanıyordum. Nitekim öyle de oldu. Önceki yılların aksine bu yıl Türkiye'nin bir çok yerinde GGJ organize edildi. Geçen yıl olduğu gibi bu yılda İzmir Ekonomi Üniversitesi'nde düzenlenen yarışmaya katıldım. En az geçen yıl ki kadar güzel geçen bu organizasyon için emek sarfeden herkese şahsım adına çok teşekkür ediyorum. Özellikle bu organizasyonun gerçekleşmesi için çok çaba sarfeden okulumuzun öğretim görevlilerinden Yrd. Doç. Dr. Gazihan Alankuş'a da ne kadar teşekkür etsem azdır. Umarım İzmir Ekonomi Üniversitesi, seneye yapılacak olan GGJ'ye de ev sahipliği yapar. Lafı çok fazla uzatmadan, GGJ - Ege 2013 ile ilgili düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Wednesday, January 9, 2013

Haftanın Tavsiyeleri - 8

Haftanın Filmi - Malèna / Giuseppe Tornatore


Haftanın Kitabı - Samarkand / Amin Maalouf


Haftanın Müziği - Boléro / Nathalie Manser

Monday, October 15, 2012

Radio Teleport ve Hayallerin Gerçekleşmesi

Yaklaşık 5 gün önce, 10 Ekim 2012'de Ulaş Göde(ki kendisi üniversiteki en yakın arkadaşlarımdan birisidir) ansızın, Radyo Teleport adında internetten canlı yayın yapan bir radyo servisiyle, uzun süredir aklımızda olan bir projenin ilk adımını hayata geçirdi. Arkadaş grubumuz içinde her zaman mevzu bahis olan bu servisin gerçekleşmesi beni çok sevindirdi. Şu an 24 saat canlı yayın yok. Ancak Facebook sayfasından yayın olduğu vakit anons yapılıyor. Radio Teleport ilk haftasında birbirinden farklı konseptlerle dinleyicileri ile buluştu. Geçtiğimiz Cuma gerçekleşen 80'ler ve 90'lar programında çalan parçalarla adeta çocukluğuma döndüm. Akabinde Cumartesi sabahı çalan Nostaljik parçalar böylesine bir projeye ne kadar özlem duyduğumu bir kere daha hatırlattı. Radio Teleport'un şu an için belli bir konsepti yok gibi. Ancak ben bunu olumlu karşılıyorum. Zira bir çok radyo yayınının aksine çok daha geniş bir kitleye ulaşabilme potansiyeli taşıyor.

Sunday, September 2, 2012

Haftanın Tavsiyeleri - 7

Haftanın Filmi - V For Vendetta / James McTeigue


Haftanın Kitabı - Nineteen Eighty-Four / George Orwell


Haftanın Müziği - Eternity Theme / Eleni Karaindrou

Thursday, August 2, 2012

Radyo Voyage 107.4 ve THY Reklam Spotlarında Çalan Müzikler

UYARI - 13.02.2015
------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bazı kullanıcılardan sitede bulunan parçaların radyoda çalanlar ile uyuşmadığı şikayeti geldi. Evet doğrudur, sanırım Radyo Voyage, ülke müziklerinin tamamında değişime gitmiş. Şu an bulunduğum programın yoğunluğu nedeniyle açıkçası bloguma pek fazla vakit ayıramıyorum. Ama değerli dinleyicilerin katkılarını yorumlar kısmında yayınlıyorum. Gözükmeyen yorumlar için aşağıdaki uyarıyı dikkate alırsanız sevinirim.

UYARI - 05.02.2015
------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bazı kullanıcılardan yorumların yayınlanmadığına dair şikayetler geldi. Bu sorun Blogger servisinden kaynaklanmaktadır. Şu an Fransa'da olduğum için internete erişimim Fransız bir servis sağlayıcı aracılığı ile oluyor. Ve Blogger servisi bu yorumları Fransa domain'i altında yayınlıyor. Tutarsızlık için herkesten özür dilerim, hatayı Blogger'a bildirdim. Şayet burada göremediğiniz yorumlar varsa birde şu linke bakınız lütfen 

LINK --> http://tanergungor.blogspot.fr/2012/08/radyo-voyage-1074-ve-thy-reklam.html

Ayrıca İspanya domaini için

LINK --> http://tanergungor.blogspot.com.es/2012/08/radyo-voyage-1074-ve-thy-reklam.html
------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yaklaşık 2.5 - 3 yıldır internet üzerinden Radyo Voyage dinliyorum. "Dünyanın müziğine yolculuk.." mottosu ile yayın hayatına başlayan ve bana göre Türkiye'de kaliteli müzik yayını yapan ender radyolardan birisi. Ayrıca çalışırken dikkatim dağılmadan dinleyebildiğim tek radyo olması ve 24 saat içerisinde çalan tüm müzikleri "Bugün kaçta ne çaldı?" uygulaması ile dinleyicisine inanılmaz bir kolaylıkla bildirmesi nedeniyle bende özel bir yere sahiptir. Dünyanın dört bir yanından, çok duyulmamış ama güzel müzikler dinlemek istediğinizde deneyebileceğiniz bir radyo. Sözü fazla uzatmadan bu yazıyı neden yazmak istediğime değineceğim. Radyo Voyage'ın benim bildiğim kadarı ile şuan tek sponsoru olan Türk Hava Yolları'nın(THY) her saat başı radyoda reklamı olmakta. Reklam sonunda çalan müzikler ise THY MADRID, THY MILANO etiketleri ile yayınlandığı için dinleyicilerin bir çoğu sevdiği müziği arayıp bulmakta güçlük çekiyor. Ayrıca Facebook'taki, Radyo Voyage 107.4 sayfasında yetkililere parça ile ilgili bilgi almak istediğinizi söyleyince, yetkililer müziğin reklam spotunun devamında yer alan bir müzik olduğunu ve reklam spotlarının kurumlara ait özel çalışmalar olduğu için onların izni olmadan paylaşılmadığını söylüyorlar. Ben de bu sorunu yaşayan Radyo Voyage dinleyicilerinden birisi olduğum için bu yazımda reklam spotlarının devamında çalan bildiğim bazı müzikleri paylaşacağım. Şimdilik çok az olsalar da, yakın zamanda Radyo Voyage dinleyicilerinin destekleri ile daha da büyüyeceğine inanıyorum. Umarım başka dinleyicilere faydası olur. İstekleriniz ve talepleriniz doğrultusunda yazımda güncellemeler yapabilirim. Eğer parçaların hatalı olduğunu düşünüyorsanız lütfen bildirin ona göre düzeltme yapalım. Şimdiden herkese iyi dinlemeler..

Sunday, February 12, 2012

Haftanın Tavsiyeleri - 5

Haftanın Filmi - War Horse / Steven Spielberg


Haftanın Kitabı - The Hunchback of Notre-Dame / Victor Hugo


Haftanın Müziği - All Of This Could Have Been Yours / Shooter Jennings & Hierophant

Saturday, February 11, 2012

GGJ - İzmir 2012

Herkese merhaba, bu yazımda, bu yıl ilk defa katıldığım GGJ'den bahsetmek istiyorum. Öncelikle GGJ nedir, bilmeyen arkadaşlarımız için ufak bir bilgilendirme yapayım. GGJ(Global Game Jam) türünün tek örneği ve tüm dünyada aynı 48 saat içinde gerçekleştirilen bir oyun geliştirme etkinliğidir. Türkiye'de her yıl Ankara ODTÜ'de yapılmaktayken, bu yıl İstanbul, Ankara, İzmir ve Elazığ olmak üzere 4 ilde birden gerçekleştirildi. Bunun biraz öncesine gidersek, bu dönem başında arkadaşlarla GGJ Ankara'ya katılma gibi bir planımız vardı. Fakat GGJ'nin bu yıl İzmir'de de düzenlenmesi, işleri biraz değiştirdi. İlk başta İzmir'deki GGJ'nin ilk defa yapılacağını göz önüne alarak Ankara'da olandan daha iyi bir şey çıkmayacağını düşünüyordum ve Ankara'ya gitmekte diretiyordum. Ancak gerek diğer arkadaşların tutumu gerek GGJ İzmir ekibinin hevesli ve özverili çalışması düşüncemin değişmesinde önemli rol oynadı. Netice olarak GGJ İzmir'e katılma kararı aldım ve başvurumu yaptım. Açıkcası bu benim ilk GGJ serüvenim olmasına rağmen başvurumun reddedileceğini hiç düşünmedim. Başvurum onaylandıktan sonra GGJ gününü beklemeye başladım. Yazımın devamını GGJ izlenimleriyle devam ettirmek istiyorum. GGJ İzmir'de birçok tanıdık yüzün yanı sıra yeni insanlarla tanıştım.

Sunday, September 4, 2011

Haftanın Tavsiyeleri - 4




 Haftanın Kitabı - Sophie's World / Jostein Gaarder



 Haftanın Müziği - Blood Like Lemonade / Morcheeba

 

Friday, May 20, 2011

Oyun Geliştirme Platformu

Bu döneminde sonuna geldik sayılır. Bu yıl isteyipte yapamadıklarım arasında ufak bir proje ekibi kurmak vardı. Derslerin yoğunluğu ve ekip oluşturabilecek eleman sayısının yetersizliği ya da bu projenin benim dışında pek kimsede heyecan uyandırmaması ekibi oluşturamamanın başlıca nedenleriydi. Fakat şu da bir gerçek ki yeterli hazırlığın olmamasınında bunda payı büyüktü. Bu yüzden bu yıl yaşanan hatalardan ders çıkararak seneye oluşturacağım ekibin ön çalışmasına bugünden itibaren başlama kararı aldım. İnsanlara böyle bir projeden bahsettiğim zaman herkes büyük bir heyecanla karşılıyor. Ancak iş faaliyete gelince hemen hemen hiç kimse bir şeyler yapmak için çaba sarfetmiyor ya da her kafadan bir ses çıkıyor. Ekibin geliştireceği projelerde kullanılacak dilden tutunda geliştirilecek oyun projelerine kadar herkes kendi bildiğini okuma derdine giriyor. Durum bu olunca ortaya hiçbir şey çıkmamasının yanı sıra büyük bir heyecanla başlanan proje ortada kalıyor. Bu gibi karmaşaların önüne geçmek için yaklaşık bir hafta sonra facebook'ta ufak bir grup açma kararı aldım. Grup projemin tanıtımı için gerekli olan her şeyi içerecek. Gruba davet edilecek insanları ben belirleyeceğim için anlaşamadığımı düşündüğüm insanları davet etmeyeceğim. Projeleri geliştireceğimiz dil olarak Java'yı belirledim. Java hakkında bilgi sahibi olmayan kişiler için gruba eğitici içerik taşımayıda planlıyorum. Bunun yanı sıra önümüzdeki yaz tatili ekipte bulunmak isteyenler için bir sınav niteliği taşıyacak. Yaklaşık 1 - 1,5 aylık bir süreç Java bilmeyenlerin öğrenmesi üzerine geçecek. Akabinde grupta ufak çapta projeler yayınlamayı düşünüyorum. İsteyen istediği projeyi yapabileceği gibi kişilere özel proje vermekte mümkün olacak. Ve yeni eğitim döneminde ekibe alınacak kişileri belirleyeceğim. Ekibe alınmayanlar dışarıdan destek verebilecekler. Ancak projelerin gidişatı genelde ekip içindeki kişiler tarafından belirlenecek. Her 4 ayda yeni bir oyun projesiyle yolumuza devam etmek gibi bir amacımda var. Bu projelerin hem bizleri geliştireceğine hem de ekip çalışmasına daha uyumlu hale getireceğine inanıyorum. Umarım bu sefer başarılı olur!

Thursday, April 21, 2011

Blogspot Yasağı

Uzun bir süredir bloguma yazı yazamıyorum, derslerin çok yoğun bir tempoyla devam etmesinin yanı sıra Blogspot yasağının bunda çok önemli bir payı var. İlk başta DNS değişikliği ile atlattığım bu durum kısa bir süre sonra benim için bir kabusa dönüştü. Şöyle ki işletim sistemi için yaptığım güncelleme sonucu Firefox'un DNS değişikliğine karşı sürekli modemi resetlemesi gibi bir problemle karşılaştım. Üstelik bu sorunun başlarda Firefox'tan kaynaklandığından haberim yoktu. Ta ki Firefox 4'ü yükleyene kadar. Bu işlem sonucunda DNS değişikliği ile bloguma girmeye devam ettim. Kısa bir süre sonra Blogspot yasağının kalkması ile artık DNS değişikliğine de gerek kalmadı. Yaklaşık bir aylık süre zarfı içerisinde başımdan geçenler bunlardı. Şimdi sıra geldi bu yasağa neden olan olaya. Yasak, yayın hakları Digitürk'e ve Lig TV'ye ait olan futbol maçlarını gerekçe göstererek Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesi'ne başvurması sonucu mahkeme kararı ile alındı. Kimi Blogspot servislerinin hiçbir ücret ödemeksizin bu maçları yayınlaması sonucu mahkemeye giden kuruluş Blogspot kullanıcılarının çok büyük bir kısmınıda mağdur etmiştir. Halbuki iş mahkeme boyutuna varmadan iki kurum arasında daha kolay bir şekilde halledilebilirdi. Digitürk yayın haklarını ihlal eden Blogspot servislerinin listesini Google gibi kendi alanında dev bir şirkete bildirse ve gerekenin yapılmasını isteseydi durum çok daha farklı olur yüzbinlerce kişi mağdur durumuna düşmez ve yasak söz konusu olmazdı. Yakın gelecekte buna benzer başka bir yasakla karşılaşmamız temennisi ile tüm Blogspot kullanıcılarına geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Sunday, February 20, 2011

Haftanın Tavsiyeleri - 3

Haftanın Filmi - Dead Poets Society / Peter Weir



Haftanın Kitabı - Ports of Call / Amin Maalouf

Haftanın Müziği - Tatar Love Song / Oi Va Voi

Thursday, February 10, 2011

Windows vs Linux

Birçoğumuz Windows ve Linux Dağıtımları arasındaki rekabet ve farktan haberdarız. Bu yazımda ele alacağım konuların bunlar olmadığını peşinen söylemek istiyorum. Bu yazıda ele alacağım şey yıllardır Windows işletim sistemini kullanan bir kişinin herhangi bir Linux dağıtımını kullanmaya başladığı an karşılaşabileceği zorluklar ve güzelliklerle ilgili. Yaklaşık bir yıldır açık kaynak ve ücretsiz olan Linux dağıtımlarından biri Ubuntu 10.04 işletim sistemini kullanıyorum. İçimdeki merak yüzünden bunu çok önceleri yapmak istiyordum. Ancak bir türlü cesaret edememiştim taaki okuduğum bölüm ve kimi hocaların bunu bir noktadan sonra zorunluluk haline getirmeye çalıştıklarını hissettiğim o ana kadar. İşte o gün ilk defa Windows XP ile birlikte Linux Ubuntu 9.04 (hatırladığım kadarıyla) kurdum bilgisayarıma. Ama bilgisayarımdaki Windows'un varlığı ve benim bu sisteme alışmış olmam Ubuntu'yu kullanmamam için yeterli sebeplerden sadece birkaçıydı. Ardından bir vakit geldi Windows 7 adında başka bir sürüm çıktı, olağanüstü görsellik ve reklam beni kendimden almış, bilgisayarda ne var ne yok hepsini silip Windows 7 ile yoluma devam etme kararı aldım. Ancak format atmaya çalışırken "Error 17 File not found" adında daha sonradan öğreneceğim, GRUB'u yanlış silmekten dolayı rastlanılan bir hata aldım.